Evropski mladinski portal
Informacije in možnosti za mlade v Evropi.

-Sinema,Deneyimsel Öğrenme-

Konumuzu derinlemesine incelemeden önce biraz bilgi vermem gerekiyor.Öncelikle sinemanın bize lazım olan kısmını tanımlamamız gerekmekte.

 

Konumuzu derinlemesine incelemeden önce biraz bilgi vermem gerekiyor.

Öncelikle sinemanın bize lazım olan kısmını tanımlamamız gerekmekte. Sinema “Bir yaratma sanatıdır. Dünya üzerinde yedinci sanat olarak kabul edilmektedir.” Aslinda bizlerin alanda kullandığı en büyük güç yaratma ve yaratıcılık. Sinema ile bu noktada ciddi benzerlikler tasımakta.

Yine alanda kullandığımız bence en güzel, en kalıcı öğrenme biçimi ise deneyimsel öğrenme. Deneyimsel öğrenme çok geniş çok büyük bir alan,sinema gibi bir cümleyi çekip almak çok zor lakin. Kısaca bir cümleye dökmem gerekirse deneyimsel öğrenmenin temel amacı ezberci zihniyetler yerine düşünen,  düşündüğünü sorgulayan, farkındalık geliştirmiş bireyler yetiştirmektir. Örgün eğitimin yaygın öğrenme metrolojisiyle geliştirilmesi konusunda Avrupa’da eğitim politikaları geliştirilmektedir.

Bu noktada sinema ile aslında bir yönetmenin anlatmak istediği şeylerin seyirciye geçmesi çok benzer noktalar taşımaktadır. Deneyimsel öğrenme konusunu deneyim, analiz, genelleme ve edinilen duyguların gercek hayat ile bağdaştırılması aşamaları bir film kurgusunun oluşturulma mantığı ile aynı şeyleri taşır.

Alan içerisinde bir eğitimin planlaması yapılırken, katılımcı profiline uygun yöntemler seçilirken de bu durum birebir aynı bağlantıda gitmektedir. Aslında bu konuda verilebilecek en güzel kuram Aristoteles’in Poetika adlı eserinden başlıyarak anlamlandırma şansımız var.

“Katarsis"

Katarsis kuramı Antik Yunan'dan günümüze kadar gelmiş. Halen bence geçerliliğini koruyan bir konu. Kimi estetisyen yada sinema alanı çalısanları bu konuda karsı çıksalar bile halen var.

Katharsis,arınma anlamını taşımaktadır. Yapıtta trajedinin ya da anlatılmak istenen şeyin seyirci üzerinde ki etkisini kuramlaştırır.

Oturumlar sırasında katılımcıların deneyimlemesini istediğimiz duygular ve öğrenme noktaları seçtiğimiz uygulamalarda gizli. Bizler katılımcıların uygulamalar sırasında yaşadıkları duygulardan öğrenme çıktısı elde etmeye calışıyoruz. Uygulamar sırasında katılımcılarımızı kimi zaman geriyor hatta panik sınırına yaklaştırıyoruz. Kimi zaman tam zıttını yaparak profile uygun bir yöntem belirliyoruz. Böylelikle arınma ve rahatlama anında deneyimsel öğrenme tamamlanıyor. Bu an ise çözümleme zamanı. Bu noktada katılımcılar duygularını paylaşıyor, uygulama anında edinilen deneyimler paylaşılıyor,çarpan etki ile öğrenme 'kathartik' süreç’ tamamlanıyor. Kişilerin, duygusal boşalım(çözümleme) sürecine girerek, sürecin sonunda acılarından arınması(sinema), öğrenmenin gercekleşmesi, kazanılan deneyimin bellekte davranış olarak yer alıp gelecekte aynı durumla karşılaşıldığında kullanılması durumu, ‘kathartik süreç’ adı altında kavramsallaştırılabilir. Bu düşünce psikolojinin etkin bir biçimde sanata yönlendirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Antik Yunan’da tragedya oyunlarında sıkça bu etki kullanılmıştır. İzleyici üzüntü verici durumlar karşısında kendisini oyuncunun yerine koyarak ya da duygusal olarak; ağlayarak veya gülerek bu arınma ve rahatlama durumuna bürünmüştür. Bu katarsis etkisi daha sonra özellikle savaş ve seçim dönemlerinde kullanılmıştır. Böylelikle istendiği şekilde bireylere davraniş kazandırılmıştır.

Kısacası, oturumlar sırasında katılımcıya yasattığımız durumlar duygusal olarak öğrenmeyi tamamlar ve oturumlar sırasında ya da değerlendirmeler sırasında katılımcılardan genelde ‘ben günlük hayatımda, kuruluşumda, gönüllülük hayatında karşılaştığım şeyleri gördüm. Uygulamalar sırasında eğitmen tarafından verilmiş rollerde kendimi gördüm gibi cümlerler duyarız. Okuruz. Bu durumun temel nedeni oturumlar sırasında oluşan katarsis döngülerindendir. Bu noktada bu döngü grafiği tek bir ivmede artabileceği gibi, döngüsel olarakta gercekleşebilir. Poetika'da Antik Yunan’da açıklanan, tiyatronun, tragedyanın ya da deneyimsel öğreneme alanında yapılan diğer eğitimlerin insana kendisini dışarıdan gösterdiği için daima verilmek istenen şey karşıya önce duygu sonrasında davranış, öğrenme olarak geçmektedir. Eğer eğitmenler birer yönetmen ise tüm kurguyu bu şekilde kontrol ediyorsa aslında sürekli olarak sinema ve tiyatro temellerini kullanmaktadırlar. Eğer katılımcıları cözümleme yani katarsis noktasında farklı bir konumda iken yanlış yönlendirirsek bu durum öğrenmeyi gercekleştirmeyeceği gibi tüm planlarımızı alt üst edebilir. İnsan beyni deneyimlediği, izledigi gördüğü şeyi kodlar bu kodlar eğer çözümlenirse bilgi olarak yerleşir. Örnegin bir sinema yönetmeni kırmızı rengi bir sahnede kullanarak bir cok sey ifade edebilir. Bunlar,kan,ölüm,aşk,romantizim belki bir futbol takımı bile olabilir. İnsan beyni bu rengi gördüğünde o anki yaşadığı duygulara göre daha önceki deneyimeleri ile karşılastırarak alması gereken mesaji, bilgiyi alir ve döngü katarsis ile tamamlanır. Bu nedenle oturumlar sırasında katımcıya yaşatığımız, söylediğimiz herşey hatta kurduğumuz cümleler bile büyük önem taşır. Çünkü bunlar aynı sinema gibi bir kurgudur.

Yine kimi zaman oturumlarda yöntem olarak kullanılan film okumaları filmlerden edinilen bilginin cözümleme yani film okumasi yapılarak öğrenmeye dönüşmesini sağlama kısmıda çok büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle bu yöntem alan içerisinde ki konu hakkında deneyime sahip kişiler tarafından yapılmalıdır. Çünkü insan beyni renklere, sahne içerisinde yönetmenin bir eşyayı yerleştirme şeklinden bile bir nokta yakalayabilir sonucunda katarsis döngüsü içerisinde duygusal grafiği yükselebilir. Yanlış noktada rahatlama süreci başlarsa öğrenme döngüsünde ciddi sorunlar olabilir. Cünkü daha önce söylediğim gibi yaşadığı duygulara göre daha önceki deneyimeleri ile karşılastırarak alması gereken mesaji, bilgiyi alır ve döngü katarsis ile tamamlanır. Bu nedenle katılımcı önünde yönetmenin neden o renkleri yada sahneyi çektigini bile anlatabilecek donanımda olunması gerekmektedir. Böylece genelde geç saatlerde yapılması gereken oturumlarda seçtiğimiz bu yöntemler daha büyük bir önem kazanacak. Sinemanın alan içerisinde daha iyi kullanılması sağlanabilir. Çünkü sinema zaten bir çok noktada insan demek. Aslında hep gördüğümüz şey insan davranışları. Yeni medyanın gelişmesi ile birlikte yeni öğrenme ortamları oluşmuş olup bu alan içerisinde gençlik çalışmalarının daha fazla yer almasını istiyorsak aslında bu konuya daha fazla önem verip, belki daha fazla medya eğitimleri yapıp, yeni medya alanına göre uygulama ve yöntemlerimizi güncellememiz gerekiyor.

 

Alican OFLAZ

Objavljeno: čet, 03/07/2014 - 11:38


Tweet Button: 

New!


Info for young people in the western balkans

Potrebuješ pomoč ali nasvet?

možnosti Vprašaj nas!