Europos jaunimo portalas
Informacija ir galimybės visos Europos jaunimui.

Farklı Kültür Birleşimi

Çok kültürlülükte her topluluğun kendi kültürünü hiçbir denetim olmadan uygulaması olarak alırsanız, örneğin eski bir Türk kültürü olan “başlık parası-berdel-kan davası” gibi çağ dışı uygulamalara da göz yumacaksınız demektir ki...

Çok Kültürlülük ilk bakışta hemen hemen hepimize sempatik gelse de, içinde bazı sorunlar barındıran, tam anlamıyla uygulanması mümkün olmayan, fakat bunun çok kültürlülüğe karşı olmak anlamına gelmediği bir terimi ifade eder. Çok kültürlülükte her topluluğun kendi kültürünü hiçbir denetim olmadan uygulaması olarak alırsanız, örneğin eski bir Türk kültürü olan “başlık parası-berdel-kan davası” gibi çağ dışı uygulamalara da göz yumacaksınız demektir ki, bu mümkün değildir. Her toplumun çağ dışında kalmış, uygulanması şu anki anlayışa ters bazı kültürleri olabilir. Toplumlar bunları aşıp, çağa uygun olanlarını benimseyerek ilerler ve daha güzele yol alırlar. Doğal gelişme zaten bu yöndedir ve buna dışarıdan bir müdahale olmadığı müddetçe toplumlar arasında pek sorun yaşanmaz. Ne zaman ki bir toplum diğerlerine baskı kurmaya, kendi kültürünü zorla dayatmaya ve diğer kültürleri unutturmaya çalışırsa, işte o zaman problemlerin çıkması kaçınılmaz olur.

Eski çağlardan beri her toplum kendi kültürünü örf ve geleneklerini yaşarken, aynı zamanda diğerlerinin de kültür örf ve geleneklerinden etkilenmiştir. Böylece ortaya daha iç içe geçmiş kültür yapıları ortaya çıkmış, bunun sayesinde topluluklar birbirlerine daha çok yaklaşmışlardır. Kültür örf ve geleneklerin birbirinden etkilenmemesi imkansızdır. Önemli olan bu etkilenmeyi başat gücün engellememesidir. 17nci yy’da ortaya çıkmaya başlayan milliyetçilik akımları ve oluşturulmaya başlanan “ulus-devletler” çok kültürlülük yerine kendi ırklarının-milletlerinin kültürlerini öne çıkarmaya, diğerlerini baskılamaya başlamış, bu yüzden kanlı savaşlar yaşanmıştır.
Kültür dengesini iyi kuran devletler-imparatorluklar yaşamaya devam etmiş, fakat bunun tersine davrananlar yıkılıp gitmişlerdir. Bu durum günümüzde de geçerlidir. Hangi devlet insanların, olumlu-zararsız-faydalı kültürlerini rahatça yaşamasına ve yaymasına izin veriyorsa, o ülkede refah ve huzur vardır. Hangi devlet tek bir kültürü öne çıkarıp diğerlerini ezmeye-baskılamaya yeltenmişse o ülkede bir türlü huzur ortamı yaratılamamaktadır.

Günümüz devletleri özellikle 2nci dünya savaşı gibi büyük bir yıkımı yaşadıktan sonra artık çok kültürlülüğün değerini daha iyi kavramışlar, insanlar da bu büyük felaketten sonra daha hoşgörülü davranmaya başlamışlar, en azından böyle davranmanın kendi çıkarlarına olduğunu kavramışlardır. Gerçekten de çok kültürlülük hem insanların barış içinde yaşamalarını sağlar, hem de birbirinden etkilenen olumlu kültür ve gelenekler sayesinde dünyaları zenginleşir. Yeni tadlar, yeni renkler, yeni sesler dünyamıza zenginlik katar, tek ses, tek renk, tek tad ile yaşamayı hiç birimiz herhalde istemeyiz. Çok kültürlülüğün giderek tüm toplumları kuşatacağı, tek kültür ama daha renkli bir ortak kültür haline geleceğinin ileriki zamanlarda kaçınılmaz olduğu kanısındayım.
AB adaylığının da katkısıyla, Türkiye hatalarından ders alan, tartışan, daha modern, daha hoşgörülü, çok kültürlülüğe daha yatkın bir toplum haline gelmeye başlamıştır.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     

Paskelbta: A, 25/02/2014 - 14:04


Tweet Button: 


Info for young people in the western balkans

Reikia specialisto pagalbos ar patarimo?

Teiraukitės mūsų!